SENDİKAMIZ IMRF 2026’DA GÖÇMEN İŞÇİLERİN HAKLARINI GÜNDEME TAŞIDI

1268

SENDİKAMIZ IMRF 2026’DA GÖÇMEN İŞÇİLERİN HAKLARINI GÜNDEME TAŞIDI

08 Mayıs 2026

Uluslararası İlişkiler Sekreterimiz Fulya Pınar Özcan, 4–8 Mayıs 2026 tarihleri arasında New York’ta düzenlenen Uluslararası Göç Gözden Geçirme Forumu (International Migration Review Forum – IMRF) kapsamındaki üst düzey toplantı ve yan etkinliklere katıldı.

Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde ve BM çevresinde gerçekleştirilen programlarda Özcan, Öz İplik İş Sendikası, Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) ve uluslararası sendikal hareket adına göçmen işçilerin haklarının korunmasına yönelik mesajlar verdi.

IMRF, Birleşmiş Milletler Güvenli, Düzenli ve Kurallı Göç için Küresel Mutabakatı’nın uygulanmasını izlemek ve değerlendirmek amacıyla düzenlenen en önemli küresel platformlardan biri olarak kabul ediliyor. 2026 yılında ikinci kez gerçekleştirilen Forum; devletleri, Birleşmiş Milletler kuruluşlarını, sendikaları, sivil toplum örgütlerini, göçmen örgütlerini ve diğer paydaşları bir araya getirerek göç politikalarının insan hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği, insana yakışır iş ve sosyal adalet temelinde ele alınmasına olanak sağladı.

Özcan, 4 Mayıs’ta Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen IMRF öncesi Gayriresmî Etkileşimli Çok Paydaşlı Oturum kapsamında “Çalışma Hakları ve Korumalar” başlıklı tematik tartışmada panelist olarak yer aldı. Öz İplik İş Sendikası, ITUC ve uluslararası sendikal hareket adına konuşan Özcan, göçmen işçilerin haklarının yalnızca uluslararası taahhütlerde değil, uygulamada da güvence altına alınması gerektiğini vurguladı.

Konuşmasında, “Göçmen işçiler geçici, görünmez ya da vazgeçilebilir değildir; onlar işçidir, hak sahibidir ve toplumlarımızın parçasıdır” mesajını öne çıkaran Özcan, göç politikalarının merkezine çalışma haklarının, örgütlenme özgürlüğünün, toplu pazarlığın, eşit muamelenin, güvenli işyerlerinin, sosyal korumanın ve adalete erişimin yerleştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Özcan ayrıca, göçmen işçilerin sınır dışı edilme, işini kaybetme veya misillemeye uğrama korkusu olmadan haklarını arayabilmesinin gerçek korumanın temel koşulu olduğuna dikkat çekti. Kadın göçmen işçilerin kayıt dışılık, düşük ücretler, sömürü, bakım ve ev içi hizmetler gibi güvencesiz sektörlerde yoğunlaşma ve sendikal temsile erişimde yaşadığı zorlukların da altını çizdi.

IMRF 2026 sürecinde uluslararası sendikal hareket de ortak bir çağrı ortaya koydu. Farklı ülkelerden sendika temsilcileri, göç yönetişiminde insana yakışır işin ve uluslararası çalışma standartlarının merkeze alınması gerektiğini vurguladı. ITUC tarafından yapılan değerlendirmede, 2. IMRF 2026 İlerleme Bildirgesi’nin kabulü, hak temelli küresel göç yönetişiminin hâlâ mümkün olduğuna dair önemli bir işaret olarak değerlendirildi.

Bildirge kapsamında insana yakışır iş, adil işe alım, sosyal koruma, hizmetlere erişim, sömürü, ırkçılık ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddete karşı koruma başlıklarında taahhütlerin yer alması olumlu karşılandı. Bununla birlikte, örgütlenme özgürlüğü, toplu pazarlık, yaşam ücreti ve daha güçlü iş teftiş sistemlerine ilişkin daha açık taahhütlere ihtiyaç olduğu da vurgulandı.

Özcan, IMRF programı kapsamında 7 Mayıs 2026 tarihinde Kadın Göç Ağı (Women in Migration Network – WIMN) ile Friedrich-Ebert-Stiftung (FES) iş birliğinde düzenlenen “Küresel Göç Üzerine Spotlight Raporu” lansman etkinliğinde de kapanış konuşmasını yaptı.

Church Center of the UN’da gerçekleştirilen etkinlikte, göç politikalarının hak temelli, göçmen merkezli ve toplumsal cinsiyete duyarlı biçimde uygulanması gerektiği vurgulandı. Etkinlik; WIMN, FES, UN Women, Uluslararası Ev İşçileri Federasyonu temsilcileri ve çeşitli ülkelerin BM Daimî Misyonlarından konuşmacıları bir araya getirdi.

Lansmanı yapılan “Küresel Göç Üzerine Spotlight Raporu”, WIMN ve FES’in ortak çalışması olarak hazırlandı. Rapor, göçmenlerin insan haklarının güçlendirilmesini, sahadaki deneyimlerin politika düzeyine taşınmasını ve IMRF 2026 süreci ile sonrasında kolektif savunuculuk çalışmalarının desteklenmesini amaçlıyor. Raporda düzenli göç yolları, bakım ekonomisinde göçmen kadın işçiler, iklim krizi, düzenlileştirme, kriminalizasyon ve teknolojinin göç yönetişimindeki etkileri gibi başlıklar ele alınıyor.

WIMN Yönetim Kurulu üyesi olarak kapanış konuşmasını gerçekleştiren Özcan, göç yönetişiminin güvenilir olabilmesi için işçilerin sömürünün yaşandığı alanlarda korunması gerektiğini belirtti. Özcan, işe alım süreçleri, işyerleri ve tedarik zincirlerinin göçmen işçilerin haklarının korunması açısından kritik alanlar olduğunu vurguladı.

Özcan konuşmasında, “Göçmen işçiler örgütlenebiliyor mu, seslerini çıkarabiliyor mu, ödenmeyen ücretlerini talep edebiliyor mu, istismarı bildirebiliyor mu ve adalete korkmadan erişebiliyor mu? Eğer cevap hayır ise, taahhütler yalnızca sözde kalır” mesajını verdi.

IMRF haftası boyunca WIMN, feminist savunucuları, göçmen liderleri, sivil toplum temsilcilerini, Birleşmiş Milletler kuruluşlarını ve üye devletleri hak, onur ve adalet temelinde toplumsal cinsiyete duyarlı göç politikalarını güçlendirmek amacıyla bir araya getirdi. WIMN’in Feminist Manifestosu’nun 140’tan fazla örgüt tarafından desteklenmesi, Spotlight Raporu’nun lansmanı, Women’s Caucus çalışmaları ve IMRF yuvarlak masa toplantılarına katılım, göçmen hakları ve toplumsal cinsiyet adaleti için güçlü bir kolektif çağrı oluşturdu.

Özcan, resmi oturumların yanı sıra WIMN tarafından düzenlenen savunuculuk ve dayanışma faaliyetlerine de katıldı. WIMN’in protesto ve ortak çağrılarına destek veren Özcan, göçmenlerin haklarının korunması, kadın göçmenlerin seslerinin güçlendirilmesi ve göç politikalarının insan hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği ve insana yakışır iş temelinde şekillenmesi gerektiğini vurguladı.

Özcan’ın IMRF kapsamındaki katkıları, göç politikalarının yalnızca sınır yönetimi veya işgücü hareketliliği meselesi olmadığını; çalışma hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği, sosyal adalet, sendikal örgütlenme ve insan onuru ekseninde ele alınması gerektiğini ortaya koydu.

IMRF 2026 süreci, göçmen işçilerin haklarının yalnızca uluslararası belgelerde değil; sahada, işyerlerinde, işe alım süreçlerinde ve yaşamın içinde korunması gerektiğini bir kez daha hatırlattı. Hak temelli göç politikaları, herkes için onur, adalet ve insana yakışır işin temel koşuludur.